Denizli Denizli olalı böyle bir hareket yaşamadı. Denizli,
yedi bakan, burnundan kıl aldırmayan üst düzey başkent bürokratları, kurulun
sivil kanadı, yani TOBB, TESK, TİSK, TÜSİAD, TZOB, Türk-İş, Hak-İş genel başkan
ya da vekilleri, 8 ilin valisi, belediye başkanı, üniversite rektörleri, meslek
odaları başkanları ile tarihi bir toplantıya ev sahipliği yaptı.
Beklendiği gibi iki renkli bir tablo ile karşılaştık. Hükümet kanadı pembe,
sivil toplum tam siyah olmasa da gri tablo sergiledi.
Kimine göre ekonominin, kimine göre hükümetin "harika çocuğu",
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, hükümet olarak attıkları cesur adımlar
sayesinde Türkiye'nin küresel krizden en az etkilenen ülke olduğunu savundu.
"İyi dönemde kötü günler için tedbir aldık. İşimizi sağlam tuttuk, testiyi
kırmamak için ne gerekiyorsa yaptık. Özellikle kamu maliyesini ve bankacılık
sistemini sağlam tuttuk. Bu sayede krizde bile enflasyon ve faiz oranlarını tek
rakamlı hanelerde tutmayı becerdik" diye devam etti.
POPÜLİZM YOK
Popülizme yüz vermediklerini, güven ve istikrarı bu sayede yakaladıklarını,
yine bu sayede Türk ekonomisinin uluslararası itibar kazandığını dile getiren
Babacan, "Bu bizim değil itibarlı uluslararası kuruluşların ve ve
analistlerin değerlendirmesi" ifadesini kullandı. Heyecanını alamadı,
"ABD ve Avrupa bizim yaptıklarımızın dörtte birini yapsaydı küresel kriz
olmazdı" iddiasını ortaya attı.
2010'da Avrupa'nın en yüksek kalkınan ülkesi olacağımızı israrla savunan
Başbakan Yardımcısı, konuşmasının son bölümünde geleceğe yönelik projeksiyonlar
çizdi: "Hayalimizdeki Türkiye'yi inşa etmek bizim elimizde. 21. yüzyıl
Türkiye'nin olacak. Çok uzun değil 2020'lerde dünyanın ilk on ekonomisi
arasında olacağız" sözleriyle bize ve katılımcılara moral enjekte etti.
Kapalı bölümde sekiz ilin sözcüleri sorunlarını masaya yatırdılar. Biz de
içeride birer ajan tuttuk, onlar bizim için not tuttu.
Toplantıya dertli ve somurtkan yüzlerle gelen işadamları ve meslek odaları
temsilcileri Babacan'ın moral yüklemesi sonucu kısmen gevşemiş gözüktüler. Ama
yine de söyleyeceklerini esirgemediler.
SÖZCÜLERİN SÖZLERİ
Son dönemde iflas, intihar ve artan haciz olaylarıyla gündeme gelen evsahibi
Denizli'nin sorunlarını dile getiren Sanayi Odası Başkanı Müjdat Keçeci, başta
tekstil sanayi olmak üzere reel sektördeki tahribattan, istihdam sorununun yol
açtığı moralsizlikten söz etti. İzmir'in sözcülüğünü sanayide EBSO Başkanı
Ender Yorgancılar, ticaret ve turizm başta olmak üzere genel olarak İTO Başkanı
Ekrem Demirtaş yaptı. Yorgancılar kapasite düşüklüğünden, başta enerji ve
istihdam olmak üzere yüksek maliyetten yakındı, üretim ve ihracata yönelik yeni
destekler sağlanmasını istedi. Demirtaş ise talep daralmasından, durgunluktan
söz açtı, ihracat kadar içerideki aktivitenin canlanmasını sağlayacak
tedbirlerin, yeni teşviklerin uygulamaya konmasını istedi. Bu arada özel olarak
İzmir Limanı'nı gündeme getirdi, işletmesi için özel imtiyaz talep etti.
Diğer illerin platform sözcüleri de genellikle reel sektörün, tarım sektörünün,
özellikle de esnafın çığlıklarını dillendirdiler. Katılım kalabalıktı, valiler,
belediye başkanları, diğer platformların sözcüleri zaman yetersizliği nedeniyle
konuşma fırsatı bulamadılar. Ayrıntılı sorunları ve beklentilerini içeren
dosyalarını bakanlara ve bürokratlara teslim ettiler.
Anadolu'daki üçüncü, 2010'daki birinci EKK toplantısı bakalım Ege'ye, Ege'nin
kalkınmasına bir ivme kazandırabilecek mi? Söylenenlere, yazılanlara ne kadar
çözüm üretilebilecek? Bekleyip göreceğiz.
Kutlu olsun
Bir yandan ekonominin bir yandan siyasetin ardı arkası kesilmeyen kara
bulutlarından ve yağışlardan bıktık. Baskı, karalama, aşağılama, bilgi
kirliliği derken stresten kurtulamaz olduk.
Bugün, gam kasvet atmak için bire bir gün. Hırslı, öfkeli, şevkatsiz ortamdan
sıyrılıp bir günlüğüne sevgiyi anımsayalım. Sevelim, sevilelim, kucaklaşalım.
Sevgililer gününüz kutlu olsun.