Geçenlerde sayın Başbakanımızın eline bir bebek
tutuşturmuşlar. Tecrübeli babamız bebeği eli ile yüzüstü çevirerek "bu
bebeğin gazı var" demiş.
Ne de olsa tecrübe var. Çocuk torun
sahibi bir insanın bebeğin yüzündeki acı tebessüm veya ağlamasından hemencecik
anlaşıyor ki bebeğin gerçekten gazı var. Bu gazı almak içinde sırtına hafifçe
dokunarak rahatlatmasını sağlamış o minik yavrunun sayın Başbakanımız.
Peki asıl gazı alınması gerekenler,
ezilenler yani çalışan üreten ve ticaret yapan ile emeklilerin gazını kim
alacak? Bunların midesine hatta kalbine sıkıntı veren o acı rahatsızlığı kim
giderecek?
Elbette hükümetlerin en baştaki görevi
sorunları halledip insanların daha rahat bir yaşam şartlarına kavuşmasını sağlamak
olmalı.
Sürekli sorun çözen değil, sürekli sorun
üreten bir yapı ile bakalım nereye varılacak. Her hafta yepyeni bir gündemle
ülke insanı şaşkına çevrildi. Açılım masalları, darbe söylenti ve projeleri
hemen ardından 2007 de yaşandığı söylenilen ve acitasyon yaratılan ve kavgalara
neden olan türban krizi ile bu milletin asıl derdi olan işsizlik ve ödenemeyen
banka borçları hep ötelendi ve unutturuldu.
Artık inanılmaz bir işsizlik ve
piyasadaki borç ve alacakların ödenmemesi ile yaşanan sosyal problemler dağ
gibi büyümüşse, yani milletin gazı artmış ve rahatsızlık duyuyorsa hemen bir
doktora yani erken genel seçime gitme zamanı gelmiştir.
Rahatsız hastanın bir an önce ayağa
kalkması ve gazının alınması bir ERKEN SEÇİM ile sağlanacaktır.
Bakalım hastanın iyileşmesini isteyenler
ile istemeyenler kimler olacak. Biraz daha bekleyip oynanan oyunları ibretle
izleyelim. Bu oyun krizin bitmesine az kaldı, ilk çeyrek sonu, ikinci çeyreğin
ortasında diyerek zaman kazananların yüzü çok yakında fena kızaracak.