Tekel işçilerinin direnişi toplumsal muhalefet bilincini ve
cesaretini geliştirmesi açısından alkışlanır. Emek piyasasındaki bu diriliş hak
ihlaline karşı çıkan, özlük haklarını yitiren tüm emekçilere örnek olacaktır.
Bu bakımdan ülkemiz ve demokrasimiz açısından bir milad olabilir.
İşçi ve memur sendikalarının kısa süreli uyarı greviyle eyleme destek vermesi
saygı ile karşılandı.
Ancak İzmir greve hazırlıksız yakalandı. Özellikle ulaşım felç oldu. Ulaşım
kentin, kentlinin hayat damarı. Sabah resmi dairedeki işine, okuluna, bürosuna,
tamirhanesine, bankasına, fabrikasına gidecek İzmirliler, hayat damarlarının
kesileceğini bilmedikleri için duraklarda sefil oldu.
Vapur, metro, dolmuş güzergahında olmayanlar, korsan servislere binemeyenler,
otostop imkanı bulamayanlar ya da taksi parası olmayanlar işlerine gidemedi.
İnsanlar gerildi.
Büyükşehir Belediyesi krizi iyi yönetemedi. Bir gün önceden resmi açıklama
yapılabilirdi. Büyükşehir değilse de ESHOT bu görevi yerine getirebilirdi.
Hayır ne Aziz Başkan ne kayıplara karışan genel sekreteri ne de ağzından diş
söker gibi bilgi alınabilen ESHOT Genel Müdürü böyle bir açıklama yaptı.
Sözüm ESHOT Genel Müdürü Gül Hanım'a;
En azından sabah işe, okula gitme saatinde özel bir planlama yapamaz mıydınız?
Şoförlerinizin hiç olmazsa yarısını ya da bir çeyreğini çalıştıramaz mıydınız?
İzmirlilerle alay etmeyi, İzmirlilerin asabını test etmeyi tercih ettiniz.
Yazıklar olsun.
Kabahatler Kanunu unutuldu
Halci ya da pazarcı artık "Domatese gel domatese" diyemeyecekmiş. Hal
Yasası, bağırarak sebze ve meyve satılmasını yasaklıyormuş. Bizde kağıt
üzerinde kalan yasa ve düzenlemeler çok. Bu da aynı akıbete uğrayacak.
Kabahatler Kanunu öyle değil mi? Çıkalı yıllar oldu, hala tam olarak
uygulanmıyor. Hala parkta bahçede kafa çekenler var. Kaldırımlar dilencilerle
dolu. Çığırtkanlık devam ediyor. Kemeraltı'nda, garajda, benzer yerlerde mal
veya hizmet satanlar avaz avaz bağırıyor. Evde, araçta, işyerinde müziği sonuna
dek açarak çevreyi rahatsız eden, otobüste, metroda ve genel yerlerde sükunu
bozanların kılı kıpırdamıyor. Oysa işledikleri suçun 300 liraya kadar uzanan
para cezası var.
Kabahatler Kanunu'na göre zabıta memuru, yere tüküren ya da sümküren gördüğünde
yakasına yapışıp para cezası kesebilecek. Çöp, moloz ve her türlü atığı toplama
yeri dışına atanlar, belediyenin gösterdiği yer dışında kurban kesenler,
izinsiz afiş asanlar, kumar oynayan ve oynatanlar, umumi yerlerde silah taşıyan
ve gösterenler de para cezası ödemek zorunda. Yaptırım var da ben mi görmüyorum
yoksa Kabahatler Kanunu kağıt üzerinde mi kaldı.