Demokrasi adına Türk Silahlı Kuvvetleri’ni suç örgütüne
çevirdiler. Peki hayranlıkla baktığımız, her taktiği aldığımız ABD’de,
demokrasi ve asker nasıldır dersiniz.
ABD’de anayasal bir devlet ve Başkanlık sistemi vardır.
Ama Başkan ne kadar başarılı olursa olsun en fazla iki dönem
seçilebiliyor. Biz de en az 7-8 ABD başkanı gören oldu.
Elçisinden tüm üst düzey yetkilerle devleti temsil edecek
olanlar meclis onayından geçiyor. Bizdeki gibi Başbakan ya da bakanın iki
dudağından değil.
ABD siyasi rejiminde başkanlık, meclis ve senota var. Üye
sayıları 230 yıllık geçmişinde tartışmalar nedeniyle değişmemiştir.
Biz de meclis sayısı hiç yerinde durmaz.
ABD Başkanı seçilir seçilmez koltuğuna oturmaz. 2 ay sonra
oturur. Bu süre içinde devletin kurumlarını, Beyaz Saray’ı, sistemi öğrenir.
Biz de seçilen ertesi gün Başbakan olur.
Gelelim ABD’deki güvenliğe…
NSA (National Security Agency) kurumlar üzeri bir statüye
sahiptir ve ulusal güvenlikten sorumludur. Başında askerler vardır. Bu kurum
kamu güvenliği ve ulusal güvenlik adına istediği kişiyi tutuklar sorgular.
Kimse de ‘Hop sen ne yapıyosun’ demez.
Hiçbir köşe yazarı da NSA’yı eleştirip, uygulamalarını
sogulamaz.
1952 de kurulan NSA dünyadaki bütün telefon, faks, telsiz, sms
ve elektronik posta iletişimini izleyen dev bir kulak olan Echelon’la
istihbarat toplar.
NSA’nın yanı sıra CIA, FBI ve Pentagon (ABD Savunma
Bakanlığı) siyasi, askeri, ekonomik ya da toplumsal bir bilgiye ulaşmada, hangi
bilgilere erişilip erişilemeyeceğine devlet, ulusal güvenlik açısından karar
verir.
Kimse itiraz edemez, itiraz için başvuracak yer de yoktur.
NSA, CIA, FBI, NATO ABD’nin gözü kulağı ve operasyon karar
alma merkezleridir.
Ekonomik alan FED’in (ABD Merkez Bankası), güvenlik;
Pentagon’un, siyasi karar alma yeri ise Beyaz Saraydır.
ABD’de yerli yabancı herkes ulusal güvenlik açısından
denetim altındadır. ABD vizesi almaya gidin avuç izinize kadar Büyükelçilikte
alırlar.
Yetmez resminizi çekerler.
ABD görünmeyen hükümet CIA ve Pentagon bileşimidir.
ABD ordu karargahı Pentagon, gerektiğinde Hollywood’u
yönlendirir, gerektiğinde medyayı.
İşte böyledir ABD’de yapılanma.
Bir de Türkiye’deki demokrasi adına yapılan tartışmaları
şöyle bir gözünüzün önüne getirin.