Okurlarımız, yazdıklarımızı bazen sadece okur geçer.
Eğer internet sitemizden okuyorsa, bazen altına yorum yapar.
Kimi kızgınlığını, kimi kendi açısından yazımıza bakışını
ifade eder o yorumlarda.
Bazen de elektronik posta adresimize döşenir.
Yazımızda kendine göre eksik gördüğü ya da bilgi sahibi
olmadığımızı düşündüğü noktalara açıklık getirir.
Bugün o yorum ve bilgileri yazıyoruz.
İstedik ki, bizi okuyanların kendilerinin yazdıklarının da
bizim tarafından okunduğu bilinsin.
Yazdıklarımız bizim için önemliyse, onların yazdıklarımıza
karşı yazdıkları da yine bizim için o kadar değerli.
‘Değişim gerek’ demiştik bir yazımızda.
İzmir ile ilgili ne kadar şikayet ettiğimiz konu varsa,
çözümünün değişimden geçtiğine dem vurmuştuk.
Mesut Ertem bu yazımız üzerine bir örnek vermiş.
‘İzmirli işadamları Balçova da Güçbirliği adı ile yaptıkları
binayı (Gökdeleni) 10 yılda bitiremediler. Daha sonra sattılar. İşte
işbirliği örneği. İşte İzmir’ e faydaları. Hepsi bir araya geldiler sonuç
sıfır. Bunun içindir ki İzmir’de bir şey yapılamıyor.’’
Anladık ki sadece değişim gerekmiyor, aynı zamanda ‘Zeybek’
oynamayı bırakıp halay çekmeyi öğrenmemiz ve aldığımız işi de bitirmemiz
gerekiyor.
Bir yazımızda Atina ile İzmir’deki ulaşım fiyatlarını
karşılaştırmıştık.
Hakan Özmen isimli okurumuz haklı olarak ‘Lütfen aynı
Atina’da benzin ve mazot ne kadarmış, onu da yazsaydınız keşke. Adamlar bizden
üç kat daha ucuzmuş demek kolay,. Lütfen bir kuruluşu irdelerken daha tutarlı
ve doğru rakamları paylaşın bizlerle. Bu hesap Melih Gökçek hesabı oldu,
inanın.’ demiş.
Yazımızın eksik olduğunu anladık.
Okurumuz haklı Atina’da mazot yaklaşık yüzde 20 daha ucuz.
Yazımızda genel işletme giderlerini ve bir biletin maliyetini
kıyaslamadığımızdan bir eksiklik doğmuş. Onları verseydik yönetimsel zafiyeti
tam ortaya koyabilecektik. O zaman mazot fiyatının daha ucuz olmasının önemi
kalmayacaktı.
Bu da bizim eksikliğimiz.
Bir yazımızda ulaşımı konu etmiş, ESHOT yönetiminin yetersiz
olduğunu yazmış gemi alımlarıyla ilgili sorular sormuştuk.
İsminin yazılmasını istemeyen iki okurumuz elektronik posta
kutumuza bir mail yollamış.
Biri diyor ki.
‘ESHOT’un Balkanların en büyük atölyesinin başına metalürji
mühendisi Daire Başkanı ve ağaç dikmesi gereken ziraat mühendisi Atölye Müdürü
ve yıllarca işletmede şeflik yapmış bir kişi de hesap işlerinin başına
getirilirse ancak bu kadar olur. Şu anda Gediz atölyesinde 2009 model
otobüslerin tamamına yakını metalürji mühendisi Daire Başkanı ve ziraat
mühendisi Atölye Müdürünün sorumlu olduğu birim tarafından tamir edilmeyi
bekliyor. Yıllarca atölyede şeflik ve müdürlük yapmış işinin uzmanı mühendis
arkadaşlar şu anda birilerinin şahsi husumetinden dolayı mesleğiyle ilgisi
olmayan işlerde görevli. Mimar Genel Müdürümüz de tüm bunlara seyirci
kalıyor. Ayrıca otobüslerde şoförler sigara içiyor mu? Yolculara ters
davranıyor mu?’
Hep diyoruz, ESHOT yönetilmiyor sadece idare ediliyor.
Diğeri ise gemi alımlarıyla ilgili sorularımıza cevap
yazmış.
‘Türkiye gemi inşaatında dünyada 5. Avrupa’da ise 2.
Yurtdışında 5 milyon EURO’ya yaptırılacak bir gemi bu krizde Türkiye’de 2
milyon EURO’ya yaptırılabilir. Böylece gemi inşa sanayimiz da desteklenir.
Yurtdışından gemi almak neden. Bakın Fransızlara Renault için ne mücadele
veriyorlar.’
Başkan Aziz Kocaoğlu’nun dikkatine sunulur. Yeni alınacak
gemiler için iyi düşünülmeli.