Hatırlarsınız, geçenlerde Çiğli Bakım ve Sosyal
Rehabilitasyon Merkezi'nde barınan ve yaşları 12 ile 17 arasında değişen 13
kızımız, izinli olarak çıktıkları yurda geri dönmemişler, yani kaçmışlardı.
Kimi sokakta, kimi barda, kimi evinde yakalandı, çoğu geri döndürüldü.
Bunlardan 17 yaşındaki ismi bende mahfuz genç kız mektup yazmış. Önemli
iddialar sıralıyor. Merkezdeki yönetici ve personelden şiddet gördüklerini
iddia ediyor. Bu kişileri vurdumduymazlıkla suçluyor. "Bazı arkadaşlarım
uyuşturucu kullanıyor, internet üzerinden fuhuş yapıyor. Yurt yöneticileri bunu
biliyorlar ama müdahale etmiyorlar" diyor. Diğer iddialarını şöyle
sıralıyor;
"Merkezde sık sık kavgalar oluyor fakat görevliler bu kavgalara seyirci
kalıyorlar. Üst makamlara, yurtta herşeyin süt liman olduğunu rapor ederken,
bize şikayette bulunmamamız ve basına konuşmamamız için baskı yapıyorlar. Yani
rehabilitasyon merkezinde rehabilite olmuyoruz, aksine psikolojimiz daha da
bozuluyor."
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme kurumu (SHÇEK) İzmir İl Müdürü Zekeriya
Ertaş iddiaların asılsız olduğunu savunuyor.
BOYNUMUZUN BORCU
İl Müdürü reddediyor ama Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı anlatılanları
reddetmiyor. Denizlili hemşerimiz Selma Aliye Kavaf'ın bu konuda söyledikleri
de şöyle;
"Bu kızlarımız malesef uyuşturucu, fuhuş, gasp ve hırsızlık gibi suçlara
karışmışlar. Hayatları sokakta geçmiş. Rehabilitasyon Merkezi onları sıkıyor.
Yine de baskı ve şikayetlerle ilgili olarak müfettiş araştırması
yaptırıyoruz."
Kısaca sokak çocukları diye tanımladığımız korunmaya ve gözlenmeye muhtaç
çocuklar, önemli dertlerimizden. Sayıları her geçen gün çoğalıyor.
Metropollerde trafik ışıklarında aşina olduğumuz manzaralar artıyor. Göç eden
ailelerin başedemedikleri çocuklarını sokağa saldıklarını görüyoruz. Kaçanlar,
kaybolanlar da var. Sokağa düşen çocukları barındıracak rehabilitasyon
merkezlerinin sayısı da kapasitesi de yetersiz.
Unutmayalım ki her çocuk gibi onların da oynamak, okula gitmek, yaşlarına uygun
yaşamak hakları. Sokakta kalan bu çocukların ruh, beden ve ahlaki gelişimlerini
sağlamak, sağlıklı, güven dolu bir hayat ve eğitim vermek, özetle, ülkenin
geleceği için bu çocukların hayatını değiştirmek boynumuzun borcu.
YENİ ASIR'ı sahiplenin
Aradan 15 ay geçtikten sonra patronumuzla tanıştık. Önceki gün İTO'nun konuğu
olarak İzmir'deydi.
Ahmet Çalık ve holdinginin övgüye ihtiyacı yok. İş dünyasındaki yolculuğu
biliniyor. Bugün geldiği noktada Balkanlardan Orta Asya'ya, Kafkaslar'dan
Körfez'e, Kuzey Afrika'ya yaklaşık 50'yi aşkın şirketin, 20 bini aşkın
çalışanın patronu. Global ABD, Alman ve Japon şirketleriyle ortaklığı var.
Dünya oyuncusu artık.
İzmirli işadamlarını, fırsat deposu olarak nitelediği yakın coğrafyaya yani
Balkanlar, Kafkaslar, Türk cumhuriyetleri, Irak, Körfez ve Kuzey Afrika'ya
açılmalarını önerdi. Buralarda yapacakları yatırımlar için her türlü desteği
vermeye hazır olduğunu söyledi.
Benim konum 40 yıllık ekmek teknem Yeni Asır'dı. Sayın Çalık, söz bu noktaya
geldiğinde "Yeni Asır benim değil sizin" dedi. Yeni Asır'ın bölgesel
yayın geleneğine ve kamu sorumluluğuna atıfta bulunarak, bu formatını
sürdüreceğini vurguladı. "Yeni Asır'ı sahiplenin, sahiplenmeye devam
edin" mesajıyla alkış aldı ve gönüllerde yer tuttu.