2002 yılı genel seçimleri sonrası iktidara gelen AKP hükümeti ile birden öne çıkan sermaye grupları ile İstanbul medyasındaki malum yazarların güzel günleri bitmek üzere.
Hükümetin verdiği fırsatlarla daha düne kadar adını bilmediğimiz bir sürü işadamı çok tatlı bir ortamda birden zenginleşiverdiler. TV kanallarına hiç çıkmayıp, bilgisine bile başvurulmayan zatlar şimdi en başta devletin kanalları ile yandaş medya tabir edilen kanallarda boy göstermeye başladı.
İşte o kişilerin neredeyse bugün hepsi açılım denilen ama kapalı projenin hep yanında yer almaktalar. AKP li vekillerin bile hala anlayamadığı ve seçmenine anlatamadıklarına bu zatların sıkı sıkı sarılmalarının altında acaba ortak bir menfaat projesi mi yatmakta. Bu proje Türk milletinin menfaatine ne kadar uygun çok tartışılır.
Ülkede kurumların iç içe girdiği bir ortamda, şehirlerde başlayan linç gösterileri ile insanların adeta kutuplaştırılmış ve ayrıştırılmış bir durumda kalmaları, ekonomik krizin vatandaşı perişan ettiği ve etmeye devam ettiği bir süreçte ERKEN SEÇİM gerekmezmi?
Hani demokrasilerde milletin iradesine güvenilecekti. Son yıllarda devlet desteği ile dağıtılan bağış ve yardımlarla siyaset yapıldığını net görmekte iken, madem ekonomi güllük gülüstanlık iken, üstelik onlara göre ortada seçime girebilecek muhalefet bile yokken seçime hayır diyenler işte bir elleri yağda bir elleri balda olan yukarıda bahsettiğim zatlar.
Ellerine geçirdikleri fırsatı son ana kadar kullanmaya kalkanlar eğer şu milleti biraz düşünüyorsa seçimin en kısa zamanda yapılması gerekir.
Yedi yıldan beri fakirleşen, ileriye dönük yaşam umutları, ülke menfaati kalmadığını düşünenler seçim isterken açılıma evet diyenler seçime hayır demekte.
İşte çözülmesi gereken soru bu. Demekki milletin % 72 si açılıma karşı ise yine % 72 si seçime EVET demekte.