Açlık sınırı 795, yoksulluk sınırı 2 bin 588 lira. Ocak’taki 31 liralık artışla asgari ücret net 577 lira. Çalışan sayısı 22 milyon.
Çalışanların yüzde 55’i açlık sınırının altındaki asgari ücreti alıyor.
Kalanın yüzde 50’si de yoksulluk sınırı altında kazanıyor.
Ayrıca 4 milyona yakın insan da aylardır iş arıyor.
20 yıllık bir öğretmenin eline bin 580 lira geçiyor.
8 yıl önce emekli olan 865 lira maaş alıyor.
Memleketin tablosu böyle.
Buna rağmen sosyal patlama yaşanmıyor.
Halk ayaklanmıyor, sokağa dökülmüyor.
Neden mi?
İşte o askıdaki ekmekten, yemekten.
Belki de başka ülkelerde görmediğimiz bizdeki dayanışma, yardımlaşma ruhundan.
Katili olan çocuğun sağlığına yeniden kavuşabilmesi için doktor parası verebilen duyguyu taşıdığımızdan.
Dün güzel bir haber vardı Yenigün’de.
Güzelyalı’da bir fırında uzun süredir süren ‘askıda ekmek’ uygulamasına, bir lokantanın katıldığı yazıyordu.
Lokantanın ismini vermemiş bizim yazı takımı, hata yapmış.
Böylesine anlamlı, dayanışma ruhunun güzel örneği o haberi, 1. sayfadan görmeyerek de ikinci hatayı yapmışlar.
Yine de parası olanın bir yemek parası fazla ödeyerek parası olmayanın karnını doyurmasını sağlayan bu ‘askıda ekmek’ uygulamasına haber değeri vererek iç sayfada da olsa kullanmışlar.
O lokantanın sahiplerini kutlamak, o uygulamaya katılanları da alınlarından öpmek gerekiyor.
Çünkü, bu ülkeyi hala ayakta tutan değerlerin varlığının kaybolmadığını gösterdiler.
Özgeçmiş aydınlatması!
Pazartesi yazımızda bir belediyedeki başkan yardımcısının öz geçmişindeki çelişkilere değinmiştik.
Kimden söz ettiğimizi anlamış olacak ki o başkan yardımcısı aynı gün telefon etti.
‘Yurtdışında bir üniversitenin makina mühendisliği bölümünü bitirdim’ diyerek makine mühendisi olduğunu söyleyen o başkan yardımcısının lisans değil ön lisans diplomasına sahip olduğunu öğrendik.
Yani bizim yüksek öğretim sistemimize göre iki yıllık meslek yüksek okuluna denk gelen bir okuldan mezun.
Bu durumda da mühendis değil, tekniker oluyor. Aradaki farkı herkes bildiği için ayrıntıya girmek gereksiz.
İkinci olarak bitirdiğini söylediği Ege Üniversitesi Ticari İlimler Fakültesi ise 1978 yılında İşletme ve İktisat Fakülteleri olarak ayrılınca İktisat Fakültesi’nden mezun olmuş ama diplomayı Ege Üniversitesi Ticari İlimler Fakültesi adı altında almış.
O başkan yardımcısı, özgeçmişindeki çelişkileri işte böyle aydınlattı.