Ülke barut fıçısı. Toplum depresif halde. İnsanlar kibrit çakılsa parlayacak. Gerilimden, şiddet terminolojisinden beslenenler şimdi bizim buralarda yoklama çekiyorlar. İzmir'in de dengesini bozmaya çalışıyorlar. Doğanlarda, Mevlana'da, Yamanlar'da, Kadifekale eteklerinde kahveler, vitrinler taşlanıyor, arabalar yakılıyor. Ballıkuyu'da ESHOT midübüsü ateşe verildi, bereket içinde yolcu yoktu.
İzmir'in ulus ve bayrak sevgisi malum. Ata'sına, İstiklal Marşı'na, diğer değerlerine toz kondurmaz. Bu yönüyle provakasyona, kışkırtmaya açık kentlerden biridir.
İzmirli huzurunun bozulmasını istemiyor. Endişeleri, Emniyet Müdürü Ercüment Yılmaz'a aktardım. "Aman sakın kimseler provakasyona gelmesin, kışkırtmalara kapılmasın. Bildikleri, duydukları, gördükleri olursa bizimle paylaşsınlar. Mücadeleyi bıraksınlar" sözleriyle karşılık verdi. Aynı ifadeyi belki de beş altı kez tekrarladı, bu mesajının İzmirlilerin kulağına küpe olmasını istedi.
Sohbet sırasında bol bol hemşerilerini övdü, "Bu kentteki olgunluk, anlayış, duyarlılık hiçbir yerde yok. Geçmişten bugüne Hristiyanıyla, Yahudisiyle, Ermenisiyle, Arabıyla, Kürdüyle, Bosnalısıyla Giritlisiyle kardeş kardeş yaşadık. Bu gelenek yıkılmayacak" dedi.
KONTROL ALTINDA
Hassas günlerde hassas bölgeler için takviye önlemler alınmış. Müdür Yardımcıları gündüz mesaisini bitirdikten sonra, akşam söz konusu bölgelerde nöbet tutuyor, oralardaki resmi ve sivil polis denetimlerini, operasyonlarını yönlendirip yönetiyorlar.
Şimdilik sıkıntı yok. Zaten yerleşik Kürtler senden benden farksız. Esnafıyla, pazarcısıyla, inşaat taşeronuyla yıllardır tanışıyoruz, konuşuyoruz, şakalaşıyoruz. Eşlerini çocuklarını doyurup giydirmekten, okuyan varsa okutmaktan başka düşünceleri yok. Becerebilirse bunların üstüne ev ve araba ekliyorlar, gayet mutlular.
Dolduruşa gelenler işsiz gençler ya da çocuklar. Taş atanların çoğu Doğu'yu, Güneydoğu'yu yani babalarının doğduğu yerleri görmüş bile değiller.
Evet şimdilik sıkıntı yok. Ama Emniyet Müdürü'nün mesajını kulak ardı edersek, yani provakatörlere, kışkırtıcılara çanak tutarsak olabilir.
Aman dikkat. Zaten gavurlukla, faşistlikle suçlayanlar eşikte bekliyor. Onların ağızlarına yem olmayalım.
Mutluluktan uçuyor
İzmir Polisi'nin Bir Numara'sıyla sohbet sırasında özele de girdik. İzmir'e aşık. İzmir lafı açıldı mı coşuyor, ruh halini, "Tanrım'a çok şükür, beni doğup büyüdüğüm bu kentin müdürlüğüne taşıdı. Dünyada hiçbir şey beni bu kadar mutlu edemez" sözleriyle özetliyor. Kenti karış karış bildiğini, kent insanını yakından tanıdığını, bu avantajlar sayesinde görevinde daha başarılı olduğunu söylüyor.
Sporculuktan geldiğini biliyoruz. Rahmetli Halil Bıçakçı'nın öğrencisiymiş, becerikli bir ortasaha oyuncusu yani oyun kurucuymuş.
İzmir futbolunu yakından takip ediyor. Bu yıl bir takımımızın Süper Lig'e çıkacağını söylüyor, isim vermiyor. Tribün anarjisine karşı titiz. Maçlarda taraftarların arasına sivil polis sokarak fanatiklere nefes aldırmıyor.
Spor dışı hobilere de sahip. Değişik enstrümanlar çalıyor. Zaten kızı arp sanatçısı, kardeşi de dünyanın ünlü kemancıları arasında. Yani aile boyu sanatseverler.