Dostum, Ulusal Sanayici ve İşadamları Derneği (USİAD) İzmir Temsilcisi Tacettin Bayır, yılda bir hatırlanan Yerli Malları Haftası ile ilgili dün de aşağıdaki mesajı yolladı;
Aralık ayının ikinci haftası büyük önder Mustafa Kemal Atatürk'ün girişimiyle "Yerli Malları ve Tutum Haftası" olarak kurumsallaşmış, ancak son yıllarda unutulmuştur. Oysa ekonomisi bizden çok daha güçlü ülkelerde bile, tüm yıla yayılmış vaziyette kutlanan bu haftalar, Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik kriz döneminde daha da önemli ve değerli bir hal aldı.
YURTTAŞLIK BİLİNCİ
Bizler ithal mallar kullandıkça, bize mal satan ülkenin üretimi, kalitesi, verimi ve kazancı artıyor. Buna karşın Türk üreticisi güçsüzleşiyor, işyerleri kapanıyor ve işçilerimiz kapı önüne konuyor. Üretimin ve istihdamın azalması fakirliğin yanı sıra ülkeye başka yükler de getiriyor.
Tüm dünyada ulusal sanayiye sahip çıkmak yurttaşlık bilinci olarak kavratılırken, ülkemizde tüketim toplumu ve marka hayranlığını pompalıyor. İthal mallar cenneti yaratılarak, ulusal sanayi cezalandırılıyor.
* Güçlü bir ulusal sanayi ile herkese iş ve aş sağlanması için,
* Artan dış borç ve yükümlülüklerden kurtulunması için,
* Tasarruf bilincinin yaygınlaştırılması, paramızın alım gücünün diğer paralar karşısında güç kazanması için,
Yerli malı kullan, yerli malı kullandır.
Kendi yağımızla kavrulalım
Ben, Tacettin ve bizim gibi düşünenler, ulusal sanayiden, yerli malından söz açtığımızda, entel dantel takımı tarafından alaya alınıyoruz.
Biliyoruz. Günümüzde küreselliğe karşı çıkmak aptallıkla eş değer. Ancak sapla samanı da karıştırmamak lazım.
Biz diyoruz ki cari açık, dış ticaret açığı, bütçe açığı rekorlar kırıyor. İthalatı kısalım, kendi kendimize yeterli olmanın yollarını arayalım.
Öncelikli olarak tarımsal üretimi artıralım, yerli sanayiyi kalkındıralım, atıl durumdaki yeraltı ve yerüstü zenginliklerimizi harekete geçirelim.
Örneğin yılda 15-20 milyar dolar ödediğimiz enerjide dışa bağımlılıktan kurtulmanın yollarını arayalım. Dört bir yanımızda, karada, denizde, petrol ve doğalgaz var. Bizde olmaması mümkün değil. Nükleer ve rüzgar enerjisini devreye sokalım. Jeotermal potansiyeli yönünden Avrupa'da birinci, dünyada yedinci sıradayız. Bu zenginliğimizi kullanalım.
SOSYAL PATLAMA
En çok ihtiyaç duyulan madenlere sahibiz. Kars'ta 2 milyar ton perlit rezervi var. İnşaat sektöründen tarım sektörüne kadar birçok alanda kullanılan perlit madeninin yüzde 74.4'ü ülkemiz topraklarının altında yatıyor. En önemli madenlerden biri olan borda dünya rezervinin üçte ikisi bizim ülkemizde. Ve bu maden, roket yakıtından diş macununa, camdan cep telefonuna dek her alanda kullanılıyor.
Kağıt üzerindeki enflasyon rakamları ve diğer sanal ekonomik verilerle ne zamana kadar avunabiliriz. Özellikle ve öncelikle tarımsal destek politikalarını yeniden gözden geçirelim. Tarım ülkesiyiz diyoruz ama başta buğday, akla gelen her ürünü ithal eder olduk. Kırsaldaki çilekeşler tarımdan vazgeçip şehre yöneldiler. Köyleri kentleştireceğimiz yerde şehirleri köylüleştiriyoruz. Varoşlardaki şişkinlik ve işsizliğin sosyal patlamalara yol açmasından korkuyoruz.
Bizi anlıyor musunuz?