Tutturduk bir domuz gribi gidiyoruz.
Her gün televizyonlar, gazeteler skor verir gibi ölenlerin sayısını veriyor.
Domuz gribi ortaya çıktı tüm dünya maske takma yarışına girdi. Ama 25 milyon insan AIDS’ e yakalandı kimse prezervatif kullanmak istemiyor...
Bu ülkede her gün yüzlerce bebek doğum sırasında ölüyor.
Halbuki eğitim pek çoğunu yaşatabilir.
Dünyada her yıl 2 milyon çocuk ishalden hayatını kaybediyor.
Oysa bir şişe serum onları kurtarabilir.
Binlerce insan sıtma kurbanı oluyor yerkürede.
Halbuki sivrisinekleri önleyecek basit bir tül cibinlik yaşamalarını sağlayabilir.
On binlerce kişi, zaturrie , kızamık gibi hastalıklardan yaşama veda ediyor.
Ama gazeteler, televizyonlar bunlardan söz etmiyorlar.
Varsa yoksa domuz gribi…
Hatırlayın birkaç yıl önce ‘kuş gribimiz’ vardı.
Ne bilgiler öğrendik gazete ve televizyonlardan.
Dünyayı tehdit eden salgın diye binlerce tavuğu, kuşu kurban verdik, telef ettik.
Neden günlerce kuş gribiyle yatıp, kuş gribiyle kalktık dersiniz?
Uluslararası bir ilaç grubu Asya ülkelerine milyonlarca doz aşı sattı, sadece İngiltere hükümeti halkını korumak için 14 milyon doz satın aldı.
Kuş gribi sayesinde o ilaç grubunun cebine milyarlarca dolar girdi.
Dün tavuklardı, bugün domuzlar.
Yatıyoruz domuz gribi, kalkıyoruz domuz gribi…
Domuz gribi çıktığından beri hiç satılmadığı kadar Tamiflu denilen bir ilaç satıldı.
Bizim Sağlık Bakanlığı 500 milyon liralık aşı aldı.
Tamiflunun lisans sahibi Kuzey Amerikan Gilead Sciences şirketi.
Bu işletmenin en büyük hissedarı ise, Donald Rumsfeld, Bush dönemi savunma bakanı..
Irak savaşının baş mimarı.
Sadece bunlar dünyayı etkileyen salgın olarak gösterilen domuz gribinin aslında çıkar salgını olduğunu anlamak için yeterli.
Medya halkı diken üzerinde tutup, domuz gribi paranoyası yaratıyor, birileri de parayı vuruyor.
Olan, her gün ekranda ölü sayısını görüp ‘aşı olayım mı olmayayım mı?’ ikileminde kalan gariban halka oluyor.
Şener’in silahları
Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener geçen perşembe İzmir’deydi.
Dinleme fırsatı bulduğumuz Şener, eski dava arkadaşlarını seçim meydanlarında hangi silahlarla vuracağını öğrendik.
Birinci silahı ‘ekonomik başarısızlıklar…
Şener, 2007 seçim zaferinin temelinde ekonomideki başarının yattığını iyi biliyor. Onun için bir yılda yüzde 8.9 oranında ekonominin küçüldüğünü, ekonomik krizin teğet geçmediğini damardan girdiğini anlatıp durdu.
İkinci silah, anti demokratik tutumları…
Bunu da AKP ve Başbakan Erdoğan’ın başta medya üzerinde uyguladığı baskı ve özgürlüklere yönelik tehditleriyle açıkladı. ‘Özgür basın yok’ dedi ve AKP iktidarının uygulamalarıyla basın özgürlüğü vardır diyecek bir medya mensubunun çıkamayacağından söz etti.
Üçüncü silahı, açılamayan demokratik açılım…
‘Demokrat olmayan biri demokrasi açılımı yapamaz’ diyerek eski dava arkadaşına acayip yüklenmesiyle bu silahı da sıkça kullanacağını gösterdi.
Partisinin örgütlenmesini tamamladığını 2011 seçimlerinde de en yüksek oyu alacağını anlatırken meydanlarda bir sözü de sıkça kullanacağının işaretini verdi.
O söze gelince; ‘Allah bu ülkeyi Tayyip Erdoğan’dan kurtarsın…’