Yeri geldikçe tekrarlıyorum. İzmir ihmal edilmişlik zırhını üzerinden atmak istiyorsa ekonomik sıçramaların yanı sıra, asıl sosyal ve kültürel atılımlar yapmak zorunda.
Nasıl ki insan olarak istediğimiz kadar zengin ve güçlü olalım, sosyal ve kültürel yaşam eksik olunca ruhumuz ve duygularımız fakir kalıyor.
Kentler için de aynı şey söz konusu. Saygın kent olmanın yolu kültür ve sanattan geçiyor. Bu tartışılmıyor artık. Ekonomisinden çok tarihiyle, kültür ve sanatıyla ön plana çıkan kentler, önemli ve değerli muamelesi görüyor.
Evet, İzmir doğal zenginliğine ve tarihi mirasına, kültürel ve sanatsal aktiviteleri de katmak zorunda. Diğer güzelliklerinin yanı sıra tiyatrolarıyla, sinemalarıyla, sanat galerileriyle, müzeleriyle de anılmalı. Bunlara yeni yaşam bölgeleri, estetik alanlar, mekanlar, gece atmosferi ve eğlence hayatı eklenmeli ki biz içindekiler yaşamaktan, ziyaretçiler de ziyaretten zevk alsınlar.
Bu konuda yerel yönetimlere, üniversitelere, odalara ve sivil topluma büyük sorumluluk düşüyor.
EGEART'IN ÖNEMİ
Türkiye'de ve İzmir'de bu sorumluluğu hisseden kurum az. Ege Üniversitesi istisnalardan biri. Duygu ve düşünce dünyamıza hitabeden son derece cazip projeler hazırlayıp uyguluyor. EgeArt bunların en önemlisi.
Kültür olimpiyatı olarak tanımlayabileceğimiz EgeArt'ların üçüncüsü yarın başlıyor. 432 yerli yabancı sanatçıyla 20 üniversiteden çok sayıda öğretim üyesi ve öğrenci, resim, seramik, heykel, fotoğraf, kukla ve lif sanatına yönelik eserlerini sergileyecek. Standlar Atatürk Kültür Merkezi'nde açılacak. Sergiler başta Ahmed Adnan Saygun Kültür ve Sanat Merkezi, Havagazı Fabrikası olmak üzere çeşitli salon ve galerilere yayılacak. Programlar, konserler, sinema gösterileri, paneller ve benzer etkinliklerle süslenecek. Sergiler, konserler, tüm etkinlikler, 7'den 70'e herkese açık ve ücretsiz.
Kanaatim o ki, EgeArt halkımızdan önce üniversiteliler, orta dereceli okulların öğretmen ve öğrencileri için büyük fırsat. Umarım kaçırmazlar.
Sosyal sorumluluk dersi
Türk insanının sorumluluk bilinci zayıf. 12 Eylül yozlaşmasından sonra üniversitelerimiz de kabuğuna çekildi.
Üniversitenin işlevi belli. Ulusal, bölgesel ve kentsel gelişimin güç kaynağı olmalı. Öte yandan insan hakları, düşünce özgürlüğü, laiklik, cumhuriyet devrimleri ve demokrasi konularında toplumun önünü açmalı, lokomotifi olmalı.
Ege Üniversitesi yönetimi, bu konulardaki eksikliğin farkına varmış olmalı ki çeşitli fakültelerin ders programlarına sosyal sorumluluk dersi yerleştirdi.
Türkiye'nin ağabey üniversitelerinden biri olan, 60 yılı aşkın tarihi birikimi, bilimsel performansı, uluslararası prestiji, laik ve özgürlükçü tavrıyla daima öncü olan Ege Üniversitesi'ne de bu yakışırdı.
Helal olsun.