İzmirli olmak, bu kentte yaşamadığınız sürece İzmir’i tanımaya yetmez. Onun için bu kent hakkında kilometrelerce uzaktan ahkam kesilmez. Ama Taraf Gazetesi’nin İzmirli olduğunu söyleyen yazarı Rasim Kütahyalı da, Milliyet Gazetesi’nin ‘ben İzmirliyim’ diyen yazarı Ece Temelkuran da bu hataya düştü.
Ve bu kenti faşist ilan ediverdiler.
Oysa bu kent ne faşisttir ne de birilerinin aşağılama adına yakıştırdığı ‘gavur...’
Bu kent demokrattır, Cumhuriyetçidir.
Bu kent, bölünmez bütünlüğü savunur.
Bu kent kaderini sessizce, bekleyip sonuca razı olmaz.
Bu kent, uğruna şehit olan evlatlarını şehit eden çapulcuları ‘sırf açılım’ uğruna bağrına basmayı kabullenmez.
Kabullenmesini bekleyenler hata yapar.
DTP konvoyuna yapılan saldırı, karşılıklı kavga talihsizdir. Bu kentin demokrasi kültüründe böyle bir kuralsız tepki yer almaz.
Ama bu talihsizliğe bakıp koca bir kenti faşist ilan etmek ise tam anlamıyla vicdansızlıktır.
Bu kent Türkiye’nin tüm mozaiğini barındırır bünyesinde.
Kürdü de, Türkü de, Alevisi de, Lazı da, Çerkezi de yaşar...
Pazardaki satıcıların çoğu doğu kökenlidir. Midye dolmayı yine onlar satar.
Kimse de kimsenin kimliğine bakıp alış veriş kararı vermez.
Bu kenti tam tanımadan atılan bir taşa bakıp değerlendirmeye kalkanlar bunları yaşamalı önce.
Balkonlarına astığı bayrakla bu kenti yargılamaya kalkanlar, o bayrakların neden asıldığını anlamaya çalışmalıdır.
Milyonların Cumhuriyet Meydanı’na dolup Cumhuriyeti’ne sahip çıkmasını anlamlandırmalı.
‘Gavur’ olmadığını, aksine Gavur’a kolay lokma olmayacağını attığı ilk kurşunla gösterme cesaretini nereden bulduğunu öğrenmeli.
İstanbul’dan ahkam kesenlere göre bu kent ne faşisttir ne de gavur.
İzmir uygardır, uygarlığa açılan penceredir.
Pırıl’ın pırıltısı
İzmir olarak turizmde yüzde iki gerilemişiz.
30 yıldır bu kentten hiç ayrılmadan yaşayan biri olmama rağmen burnumun dibindeki Çeşme’de hiç tatil yapmamıştım.
Tatil oldumu ya Antalya, ya Bodrum, ya Marmaris ya Fethiye’nin yolunu tuttuk hep.
İlk kez bu bayram Çeşme’de pırıl pırıl bir termal otel olan Pırıl’a geldik.
Her derde deva tuzlu termal su var burada.
Güler yüzlü hizmet, kaliteye de sahip.
Antalya’daki rakipleri kadar olmasa da son derece güzel bir otel.
Peki neden turizm de yüzde iki geriliyoruz o zaman?
Neden Dünya’nın sayılı termal tedavi ve dinleme merkezi değiliz.
30 yıldır ilk kez burada tatil yapan biz gibi sanırım hepimizin suçu var bu konuda.
Çünkü tanıtmıyor, sahip çıkmıyor, anlatmıyoruz güzelliklerimizi.