Ülkenin içindeki büyük ekonomik kriz sürekli sudan sebeplerle değiştirilmekte. Yine bu ay içinde başta Ermenistan protolü ve sınır kapısının açılımı ile Kıbrıs politikasının masaya oturtulmasını yaşayacağız.
Ancak bu görüşmeler ve verilen ev ödevlerini icra etmek isteyecek hükümeti yine kötü bir son bekleyecek gibi. Zira hükümetin tüm niyetini yine sayın Bahçeli bozacak gibi gözükmekte. Bu aydan itibaren yapacağı 40 mitingde yine gözdağı verecek. Çünkü MHP liler oynanan ve oynatılan oyunu çok önceden gördüklerini ısrarla anlatmaktalar.
Aralık ayının ilk haftasında bakalım sayın Başbakanımız ABD ye gidip neler konuşacak ve kapı ardında konuşulanlar açıklanacakmı? Ama çok gizli kalması muhtemel bu görüşmelerin ardından Ermenistan ve Kıbrıs ile ilgili yoğun diplomatik görüşmeler ardı ardına gelecek. İşte alın size yeni bir gündem değiştirme ve karşılıklı suçlamalar.
Şimdiye kadar bütün hükümetler dış politikada muhalefet ile tam bir uyum içinde çalışırken AKP hükümeti şimdi tamamen bu uyumu kabullenmeyerek kendi bildiğini okuyacak gibi. Aslında hükümetimizin muhalefet ile bir akıl birlikteliği asla olmaz. Zira sayın Başbakanımız ABD başkanının önerdiği politikalarda ne kadar ısrarlı olduğunu yine gösterecek.
Dış politikadaki bu ısrar yine aynı Kürt açılımı masalındaki gibi AKP ye çok oy kaybettirecek. Zaten yaklaşık en geç 19 ay sonraki seçimlerde AKPnin iktidardan hemen uzaklaşacak sonucunu her ay yapılan anketlerde görmekteyiz.
Özellikle Ermenistan sınır kapısının açılımındaki tek taraflı teslimiyet siyaseti, Azeri kardeşlerimizi ne kadar kızdırırsada binlerce şehit verilen Kıbrıs üzerindeki bir oldu bitti ile karşı karşıya bırakılmaya çalışılırsak artık bu milletinde "dur" deme zamanı gelmiş sayılır.
Önümüzdeki hafta sonundan itibaren soğuyan havalar Kıbrıs ve Ermenistan açılımı ile çok ısınacak. Ama ısıtılan bu hava kesin AKP ye çok oy kaybettirecek. Belki sayın Başbakanımızın dediği gibi AKP liler ellerini kafalarına dayayıp "biz ne yapıyoruz" özeleştirisini vakit geçmeden kendileri yaparlar.