Durum şöyle olsaydı…
Çiğli’de başkanlık koltuğuna oturan Metin Solak, kendisini başkanlığa taşıyan meclis üyeliğini bağımsız kazansaydı…
Arkasında CHP’nin değil de halkın desteği bulunsaydı…
Parti içinde seçilecek başkan adayı için bir karar alınmış olmasaydı…
Başkan seçilmesi anlaşılır ve kabul edilebilir olabilirdi.
Bir zamanlar icrayla aldığı başkanlık koltuğunu şimdi seçimle almasını anlardık.
Ama durum böyle değil.
Onun için…
Metin Solak yasa gereği başkan oldu ama vicdanlarda, gönüllerde kabul edilebilir bir başkan olamadı ne yazık ki.
Beğenir ya da beğenmezsiniz ama CHP bir karar almıştır bu seçim öncesi.
O karara uymayacak olanın da seçime girmeden önce ‘görülen lüzum üzerine’ diyen bir gerekçeyle partisinden istifa edip ‘ben başkan adayıyım’ diye ortaya çıkması gerekirdi.
Onu destekleyecek diğer meclis üyeleri de aynı adımı atmalıydı.
Sonra aday olup, yanıp tutuştuğu başkanlık koltuğunu alsaydı kimse bir şey diyemezdi.
Şimdi ne söylense söyleyenin hakkı var.
Solak’ın seçimi siyasetin ne kadar kaypak, siyasetçinin ne kadar güvenilmez olduğunun ve halkın boşuna politikacıları güven sırasında en alt sıralara atmadığını göstergesi sadece.
O nedenle bu seçim sonucu, Ak Parti’nin koltuk değneğinde kazanılan bir zafer olarak görülüp, ‘helal olsun’ cinsinden yakıştırmalarla süslenmesin.
Bu seçim sonucu tam bir skandal, CHP’nin İzmir’de ne kadar zavallı hale düştüğünün göstergesidir.
Asıl sorulması gereken şunlardır.
Metin Solak bu tabloda nasıl başkanlık yapacak acaba?
CHP’nin içine sindiremediği bu seçim sonrası hangi yüzle ortaya çıkacak?.
Ya da Büyükşehir Belediyesi’nden başı sıkıştığında nasıl yardım isteyecek?
Bu kadar kaygan bir zeminde Çiğli’ye hangi hizmeti verecek?
İpleri Ak Parti’nin elinde olan bir belediye başkanı olarak başarılı olabilecek mi?
İçlere sinmeyen bir başkan seçilen Metin Solak için bunların cevabı bellidir.
Kimse sırtını sıvazlamayacak aksine sırtını dönecektir.
Tamam.
Çünkü hırsının kurbanı olan Metin Solak’ın yaptığı o yakışıksızlık ne siyasi ahlaka ne de insanı insan yapan değerlere sığmamaktadır.
Ama asıl suçlu, bu işi bu noktaya getiren CHP Genel Merkezi’dir…
Sağlık durumu bilindiği halde Ensari Bulut’u yeniden başkan yapanlar en büyük suçlu.
Siyasetten bir haber olan ve geliyorum diyen krizi yönetemeyen bu işi bu hale geleceğini hesaplamayan il başkanı suçlu.
O meclis listesini, bu kadar kaypak bir zemine sahip olarak hazırlamayanlar suçlu.
Onun için oturup düşünmesi gerekenler, Ensari Bulut’u gömüp soluğu içki sofrasında alan ve kahkahalarla katıla katıla gülenlerdir.