Canımı sıkan konulardan biri de üniversitelerimizin toplumdan kopuk olması. Köhneliğin, yozluğun, kalitesizliğin, dezenformasyonun kol gezdiği bir ülkede, istiyorum ki, üniversiteler sokakla daha yakından ilgilensinler, sokağı aydınlatsınlar, geliştirsinler. Olmuyor, kopukluk sürüyor. Ancak kendi içlerinde güzel işler oluyor üniversitelerde. Geçtiğimiz gün Yaşar Üniversitesi'nin konuğuyduk. Bebeklikten kurtulmuş, genç, dinamik, uluslararası beğeni ve kabul gören üniversite haline gelmiş.
Çalışkanlığı ve başarılarıyla yakından takip edilen sima haline gelen, İzmir'in en genç rektörü unvanına sahip Prof. Murat Barkan, 28 trilyona mal olan yeni kampusü gezdirdi. Modern amfileri, laboratuvarları, stüdyoları, amfi tiyatrosu, cep sinemasını, eğlence ve
spor salonlarını gezerken yeniden öğrenci olasımız geldi. Hele bir kütüphane var ki, İzmir'de benzeri olduğunu düşünmüyorum. Üç katlı, 60 bini aşkın kitapla gece gündüz açık, halka da açık.
Aktif etkinlikler düzenleniyor, hem de uluslararası boyutta. Ünlü Yale üniversitesi ile işbirliği anlaşması imzalanmış. Mart'ta dünyanın farklı renklerini Yaşar Üniversitesi'nde buluşturmuşlar. 100 ülkeden 470 genç, küresel krizden atom enerjisinin barışçıl amaçlarla kullanılmasına dek uzanan konularda fikirlerini paylaşmışlar.
KÜRESELLEŞME
Üniversiteler Konseyi UCEA'ya üye ABD ve Meksika üniversitelerinin rektörleriyle yöneticilerini misafir ederek, karşılıklı destek ve işbirliğini müzakere etmişler. Valporaiso Üniversitesi işbirliğiyle Çeşme'de düzenlenen uluslararası işletme, yönetim ve ekonomi konferansında "Küreselleşme, Küresel Markalaşma ve Stratejik Yansımaları" teması işlenmiş.
Bu arada Prof. Barkan "İzmir Üniversiteleri Platformu"nun oluşmasına öncülük etmiş. Amaç bir yandan üniversitelerin kendi aralarında, diğer yandan yerel yönetimler, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşları ile üniversiteler arasında işbirliğine geliştirmek. Sosyal sorumluluk projeleri geliştirmek...
İlk örnek Yaşar Üniversitesi'nden. Bornova'daki viyadük altlarını sosyal yaşam alanı haline getirmeyi amaçlayan bir proje. "İzmir'de sosyal alanları arttırmak ve çeşitlendirmek, beşeri sermayenin sosyal gelişimine katkıda bulunmak üniversitelerin görevidir" diyor Prof. Barkan.
SORUMLULUK
İlk planda iki üniversitenin (Ege ve Yaşar) önünden Forum Bornova'ya kadar olan 40 bin metrekarelik alan sosyal ve kültürel dokuya uygun olarak rehabilite edilerek Bornova ve İzmir halkının kullanımına sunulacak. Bomboş duran atıl alanlar, park, otopark, açık hava sanat galerisi, dev boyutlu satranç sahası, fitness spor üniteleri, voleybol sahası ve açık hava tenis kortu ile süslenecek.
ÜNİVERSİTE KENTİ
Daha önce de aktarmıştım, Prof. Barkan İzmir'in üniversite kenti olmasını hayal edenlerin başında geliyor.
Şöyle düşünüyor; "Yerkürenin eğitime en çok ihtiyacı olan coğrafyasının tam göbeğindeyiz. Ortadoğu, Orta Asya, Kuzey Afrika bugüne dek bilimi batıda arıyordu. 11 Eylül'den sonra Ortadoğu kökenliler ve Müslümanlar ABD'den soğudu. Aynı neden Avrupa için de söz konusu. Türkiye, değişen ve gelişen şartlardan en çok yararlanabilecek ülke. İzmir de Türkiye'de üniversite kenti olmaya aday en ideal kent."
Hayal gerçeğe dönüşebilir. İngiliz, Alman, Hollanda üniversiteleri, İzmir'de üniversite kurmak ya da mevcutlarla "Konsorsiyum üniversitesi" yapısı kurmak için, nabız yoklamaya başladılar.