Anormal bir durumla karşılaşınca herkesin kolayca sarfettiği bir vurgudur “abesle iştigal”. Ama ayıp hatta günah denecek boyutta bir densizlik yapılırsa, o zaman bu vurgu az bile gelebilir. İşte, bana göre ayıbın daniskası ,günahın en irilerinden biri şimdilerde gündemimize girmiş durumda: “TRT PAYI”
TRT devlet televizyonu olarak hayatımıza girmiş bir kurumumuz. Bu kurum her iktidar döneminde iktidarın sesi olduğu düşüncesiyle muhalefet partilerince hep eleştirilmiş. Bu dönemde yine aynı eleştirileri eksiksiz almaya devam ediyor.
TRT’nin 8.000 personeli olduğu söyleniyor. Ülkemizin en güçlü, olanakları ile emsali olmayan bir kuruluş. Aynı zamanda TRT özerk bir yapıya sahip. Özerk olmasına rağmen yanlı yayınları olduğu zannını hep üzerinde barındırıyor. En ilginci ise bu durumu şiddetle reddetmesine rağmen buna hiç kimseyi inandıramadığının farkına varamıyor, yada varmamak işine geliyor.
8.000 insanı istihdam etmek kolay değil elbette. Hele bu insanların büyük bir bölümü iktidar yandaşı torpilli insanlarsa hiç kolay değil. Maaşlar, sosyal haklar , harcirahlar , pahalı yapımcılara pahalı programlar yaptırtmak vs. Bu durumda TRT’nin ne yapması lazım? Her basiretsiz kişi yada kuruluşun yaptığını yaparak devlete sırtını dayaması lazım…
TRT ticari kurallara uygun olarak sektörde faaliyet gösteriyor. Devletin özerk bir kurumu olmasına rağmen kamusal hizmet dahi vermeyen bir konuma gelmiş. Rekabet ettiği diğer firmalar büyük sıkıntılar çekerken, TRT’miz devlete yeni vergi yada fonlar koydurtarak seviyeli ! rekabetine devam ediyor.
TRT’nin elektrik tüketimleri üzerinden yüklüce bir pay alarak yaşatılmasına tepkiler sürerken buna kulaklarını tıkayarak bir yenisini otomotiv sektörünü adeta cezalandırıcasına katkı payı koyanların mantığını anlamak mümkün değildir.
Otomotiv sektörü bu ülkenin yükünü nerdeyse tek başına sırtına almış,mesafleri adımlamak yerine koşarak almaya çalışan kahraman bir sektördür. Ülke nüfusunun büyük bir bölümü bu sektörden ekmek yemekte. Ödül bekleyene ceza vermek sanırım sadece bizim ülkemizde var.
Bakanlar Kurulu kararıyla Hükümetin kara taşıtlarındaki radyo ve TV’lerden aldığı TRT payını, araç bedelinin binde 8’i olarak belirlemesi ve bu kararın 3 Temmuz 2009 tarihinden itaberen yürürlüğe gireceği haberi otomotiv sektöründe şaşkınlık yarattı. Bu uygulamanın geriye dönük olarak, temmuz ayından bu yana satılan araçları da kapsamasının bir kaosa yol açabileceğini akıllardan çıkarmamak lazım. Sektördekiler bir yandan kararnamenin getirdiklerini anlamaya çalışırken, bunun sonucunda olanın yine vatandaşa olacağını fiyatlarda yaklaşık yüzde 1 artış olabileceğini , bunun araçların ÖTV’sini de etkileyebileceğini ifade ediyorlar. Kısacası hükümet ÖTV indirimi ile kaşıkla verdi, şimdi bu katkı payıyla kepçe ile geri alıyor.
Bu arada , 2008 yılı resmi rakamlarına göre TRT’nin faaliyet raporunda yazan gelirleri aynen aşağıdaki gibi:
|
GELİR KALEMLERİ |
(MİLYON TL.) |
|
Reklam |
29,6 |
|
Bandrol |
244,5 |
|
Elektrik İd. |
454,2 |
|
Diğer Gelirler |
287,1 |
|
TOPLAM GELİR |
1015,5 |
Yani bir kurumu yaşatacağız diye, vatandaşı budamak, adeta cezalandırmak ayıp değil de, hatta günah değil de nedir? “Ben yaparım olur,benden sonrası tufan” zihniyeti ne kadar doğrudur ? Bu cevapları vicdanlı insanlar,adalet ehli olanlar mutlaka verecektir.