Anlaşılan, ateş bacayı sardı.
Öyle olmasaydı, ‘konuşmuş olmak için konuşmayı’ sevmeyen Sevgili Başkan Aziz Kocaoğlu, durup dururken 2011 seçimleri üzerine uyarılar yağdırmazdı.
Seçimlere 20 aydan fazla olmasına rağmen, başarı ölçüsü olarak Mart 2008’deki yüzde 48.2’lik il genel meclis oy yüzdesini belirlemez, başarısız olunması halinde de sorumlunun belediyeler olacağını söylemezdi.
Görüyoruz ki Sevgili Kocaoğlu da bizim gibi, ‘bu kentte belediyelerin performansı genel seçimlerin sonucunu etkiler’ görüşünde.
Ve anlıyoruz ki Sevgili Kocaoğlu da seçimlerin üzerinden geçen 7 aylık sürede belediyelerin ortaya koyduğu performanstan memnun değil.
İzmirli de memnun değil zaten.
Çünkü…
Çoğu belediye İnsan odaklı hizmetlerde daha şimdiden sınıfta kaldı.
Sazlı sözlü eğlenceler, panel, tiyatro düzenlemekte birinci olanlar aynı başarıyı çöpleri doğru düzgün toplamakta gösteremiyor.
Kentin varoşlarının sokakları delik deşik dururken, bazı başkanlar ‘tanıtım’, ‘inceleme’ gibi gerekçelerle yurt dışında fink atıyor.
Bu kentte, ekonomik sıkıntıdan dert yanarken 7 ayda defalarca yurt dışına çıkan, kendi varoşlarında sefalet çekerken, sınır aşırı yardımlara imza atan belediye başkanlarımız var.
Bu şehir, belediye kapılarında memurların kaprisi, iş bilmezliği, rahatlığı nedeniyle bir belge için sinir olanlarla dolu.
Bitmeyen yatırımlar, yanlışlar, ‘ben yaptım oldu zihniyetinin hüküm sürdüğü işler’ kentliyi deli ediyor.
Bunların farkında Başkan Kocaoğlu.
Onun için seçimde yaklaşan bir tehlikenin sinyalini şimdiden çakıyor.
Her ne kadar kendisi, ‘tehlikenin farkında’ olduğunu söylese de, belediyenin çoğu işine bakınca tehlikeden bi haber görüntüsü çıkıyor.
Konuşmalardaki gibi işlerin yönetilmesinde de samimi olunması gerekiyor oysa.
İnsanlara, havaya, suya, evrensel değerlerle bakıp, saygı gösteren yönetim anlayışı ortaya koymak lazım.
Belediye kapılarında azarlanan, horlanan, kovalanan insan hizmeti anlayışının, değişmesini sağlamak gerekir.
Halkla beraber hareket etmek, halka saygı duymak şart.
O zaman 2011’de bu kent gereğini yapar.
Sadece belediye başkanlarının yönetim performansı değil sıkıntılı olan bu kentte.
Parti teşkilatındaki çatlamalar, patlamalar, hizipler, kavgalar da sorunlu.
Nitekim Başkan Kocaoğlu’nun konuşmasının bir bölümünde de parti teşkilatına yönelik uyarıla sıralıyor.
Çünkü parti içinde seçim var.
Partiyi 2011 seçimlerinde omuzlayacak kadrolar belirlenecek bu seçim sürecinde.
Kocaoğlu yaşanacakları şimdiden görüyor.
‘Ben delege oldum sen olamadın’ cinsinden kavgaların çıkmaması, top yekün olunması gerektiğine işaret ediyor.
Kavgasız CHP olur mu?
Olmaz.
Kocaoğlu da o olası kavgaların kamuoyunda algılanma biçiminden endişeli zaten.
Eğer 20 aylık süreçte Kocaoğlu’nun uyarılarının aksi olur, vatandaşta şu imaj yerleşirse…
‘İş yapmayan gezen belediye başkanlarından, kavgacı, çıkar peşinde koşan CHP’den bu kente bir fayda gelmez…’
İşte o zaman seçimin başarı ölçüsü hayli kaçar.
Hüsran olur.
Sonra birileri kendini şişelere vurup ‘Ben nerede hata yaptım’ diye hayıflansa da iş işten geçmiştir.