İzmir'in son yıllarını yeniden gözden geçirelim. Fabrikalar kapanıyor, ticaret geriliyor, oteller, restoranlar, eğlence yerleri kazanamıyor. Yerli yabancı yatırımların pek yolu düşmüyor buralara. Turistlerin de.
İşsizlik çığ gibi büyüyor. İzmir'de gelecek görmeyen gençler kenti terk ediyor. Bir zamanların cazibe merkezi ve iş kapısı İzmir artık sadece emeklilere hitap eder hale geliyor.
Siyaset ilgi duymuyor bu kente. Ya da ilgi sadece lafta kalıyor. Ankara ve İstanbul'un yanında üvey evlat burası. Yerel yönetimler tembel, sivil toplum örgütleri uyuyor, işadamları riske girmiyor.
İzmir'i kurtaracak bir lider lazım ama çıkmıyor. Çare güçleri birleştirip kollektif düşünüp, elbirliği ile çalışmakta.
İMECE
Kentin anahtarını taşıyan Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu işte bu noktada harekete geçiyor, "El Ele Hareketi"ni başlatıyor. İzmir'in topyekun kalkınmasını, eskisi gibi ilgi ve cazibe merkezi haline getirmek, 3.5 milyon insanın refah düzeyini ve yaşam standardını yükseltmek amacıyla kentin akil ve güçlü kişilerini göreve çağırdı.
İşadamıyla, üniversite hocasıyla, meslek kuruluşlarının yöneticileriyle, beyin cimnastiği (Think Thank) ile ünlü düşünce liderleriyle "İzmir Ekonomik Kalkınma Koordinasyon Kurulu" oluşturuldu. Düşünenlerin düşüncelerinden, tecrübelerinden, gerekirse paralarından yararlanılacak. "İzmir sermayesi cılız" ama birleştiğinde büyük yatırımlara el atabilir.
TAKIM KALİTELİ
"Ne yapabiliriz" sorusundan yola çıkan İzmir'in dinamikleri, kanaat önderleri şimdi kurul çatısı altında mutfak çalışmaları yapıyorlar. Uygulanabilir kısa, orta ve uzun vadeli çözümler arıyorlar. Kurulda yer alan insanların hepsi başarılı. Hepsi de hevesli, umut var.
Öncelikler gazete haberlerinde genişçe yer aldı. VOB'tan mega müzeye, İzmir-İstanbul otoyolunun İzmir ayağına, Gediz Havzası'nın adam edilmesine, sağlık turizmine, hafif raylı sistemden yat limanına dek pek çok konu ön listede.
DUDAK BÜKMEYİN
"Bu mu İzmir'i kurtaracak" diye dudak bükenler ayıp ediyor. Evet geçmişte benzer girişimler oldu, sonuç alınamadı. Araya giren kayıp zaman, kayıp ekonomi, kırgınlıklar, kızgınlıklar, kıskançlıklar herkes için ders oldu. Herkes gerekli dersi almışa benziyor.
Bu yönden sivil insiyatife, Türkiye'ye örnek olacak bu modele inanmak, güvenmek, el vermek zorundayız. Benim imece olarak nitelendirdiğim "El Ele" girişimi için "İzmir'in son şansı" diyenler var. Bu söylem belki de çok iddialı. Belki son şans değil ama önemli çok önemli bir şans. Yapıyla ilgili olarak siyasetçilerden sitem var.
SİYASİ SİTEM
Özellikle İktidar Partisi'nin Genel Başkan Yardımcısı Sayın Hotar ve İl Başkanı Sayın Kabak kendilerini dışlanmış gibi hissediyorlar. "Her türlü proje ve hizmet için Hükümet'e yani bizim iktidarımızla başvuracaksınız ama bizim haberimiz yok" havasındalar.
Siyasetçilerin dışta kalması bence mantıklı. Malum bizde particilik, partizanlık, militanlık olarak algılanıyor. Toplantılar polemiklerle, kısır çekişme ve kavgalarla geçer iş görülemezdi.
İktidarın değerli sözcüleri, milletvekilleri merak etmesin. Özel brifinglerle hepsine özel bilgi, belge ve proje sunulacak.
Sözüm tüm İzmir'e! Gelin önyargısız buluşalım, bu yeni yolculuğa birlikte çıkalım.