Türkiye’deki siyasetin doğasını bakın…
Gücü elinde tutmak isteyenlerin, kafalarında belirledikleri bir düzeni oturtmaya çalıştıklarını görürsünüz.
Hangi partide olursa olsun gücü elinde tutan hep güçlü kalmak için uğraşır.
Onun içindir partiler, kimi zaman derinden yürüyen, kimi zaman su yüzüne çıkan güç savaşlarına sahne olur.
Güçlü olmanın temeli de kendini isteyenlerin seçiminden geçer siyasette.
Ekipler oluşur…
Birileri, gücü elinde tutanın tayfası konumundadır.
Çünkü siyaset kişiseldir bizde.
Siyasetçi, bir parti içinde de olsa siyaseti önce kendisi için yapar.
Seçimi düşünür.
Yeniden seçilmesinin şartının parti içinde kendini isteyenlerin çoğunluğundan geçtiğini bilir. Örgütü de kendini isteyeceklerden oluşturmanın hesaplarını yapar hep.
Delegeler, delege seçilir ama onları bir süre sonra seçecekleri siyasetçi belirlemiştir aslında.
Bizde ki siyasette başarının sırrı yeterli güce sahip olmak ve onu tereddüt etmeden kullanmaktan geçer.
O yüzden ne uzar siyaset biz de ne de kısalır.
Bumerang gibi kendi etrafında döner durur.
Siyasette güç yenilen her rakip ve ulaşılan her makam gücü pekiştirir karizmayı arttırır.
Karizma önemlidir siyasette.
Yaklaşan Demokrat Parti İl Kongresi öncesinde de bu parti içinde acayip bir güç savaşı yaşanmaktadır siyasetimizin doğası gereği.
Parti merkezinin İzmir’de dört ismi var.
Aytun Çıray, Ufuk Söylemez, Erkut Şenbaş ve Ayşem Kalyoncu…
Ufuk Söylemez, güç savaşının içinde ama uzaktan seyrediyor. İstanbul İl Başkanı’nın eşi Ayşem Kalyoncu eş durumundan torpilli olduğundan fazla ilgilenmiyor.
Aytun Çıray ise İzmir’deki tüm şekillenmeyi yapma peşinde koşuyor.
Erkut Şenbaş etkisiz kalmaktan rahatsızlık duyuyor.
Aytun Çıray, siyasette güçlü olmanın temeli de kendini isteyenlerin seçiminden geçtiğinin bilinciyle ilçe ve delege seçimlerine doğrudan etki yapıyor.
Dedik ya siyasette rakipleri yenerek karizmayı sağlamlaştırılır bizde.
Yenemediğiniz zaman karizma çizilir.
İşte Aytun Çıray Ödemiş seçimleriyle karizmayı çizdirenlerden.
DP’nin İzmir’deki ağır topu Ödemiş İlçe Başkanı avukat Bilal Bahadır’ı görevden alıp yerine kendini isteyecek Galip Ergun’u getirmişti.
Doğal olarak yapılacak delegeleri de seçen Ergun, seçilmesi gerekirdi. Ama Ödemiş Çıray’a çok kızmış olacak ki, Bahadır’a 218 verip, Ergun’a sadece 69 oy attı.
Yani görevden alındığı koltuğa seçilerek yeniden döndü.
Bu durum karizmanın ağır yara alması durumudur.
Genel Başkan yardımcısı Aytun Çıray’ın doğduğu politika yaptığı Ödemiş’ten delege çıkamayıp Konak’tan listeye girmesi de karizmanın ikinci kez çizilmesidir.
Bu durumlar güçlü olmaya çalışan için bizdeki siyasetin doğasının uzun vadede affetmeyeceği bir olaydır.
Nitekim birileri güçlü olmaya çalışırken, birileri de gücü kaptırmamaya uğraşır.
Hatta bir zamanlar kanlı bıçaklı olanlar birbirleri için söylemediği bırakmayanlar ‘dün dündür bugün bugündür’ deyip birlik olurlar.
Tıpkı il başkanlığı için yarışa giren Yıldırım Ulupınar Turan Arınç gibi…
Yaşananlara bakınca bizdeki siyaset anlayışında kalıcı dostluk olmadığı gibi kalıcı düşmanlık da söz konusu olamıyor…
Bu ikil karşısında Aytun Çıray ikinci kez karizmasını koruma mücadelesi verecek.
11 Ekim’deki il kongresinde delegeler Ulupınar-Arınç ikilisine vize verirlerse Çıray’ın karizması Ödemiş’ten sonra üçüncü kez çizilir ki, siyaset bunu kaldırmaz.