Özlenen bayramlar
Sanayileşme, gelişme, globalleşme, küreselleşme derken salt maddiyatın hakim olduğu yaşam ve zaman kavramının esiri olduk. "Nerede o eski bayramlar"ın altında bu esaret yatıyor. Rahmetli babam, "Allah'ın kullarına sunduğu maddi ve manevi ziyafet günleri" derdi Ramazan ve bayramlar için. Bir aylık orucun toplu iftarı kabul edilen Şeker Bayramı'nda büyükler görevini yapmış insanların huzur ve mutluluğunu yaşarken, bizler de yeni giysiler içinde el öpme turlarına yani para ve şeker avına çıkardık. Bayramın süsüydü çocukluğumuz. Ailede zamanın her dilimini mutluluk oluştururdu fakat bayramın tadı başkaydı. Çünkü aile dışındaki mutlulukları da tadıyorduk bayramda. İnsanların birbirlerine daha bir sevgi ve saygı ile yaklaşması, her zamankinden fazla yardımlaşmaları, birbirlerinin gönlünü almak ve yakınlaşmak için yarışmaları, çıkarsız saygı ve sevgi manevi duygularımızı iyice beslerdi.
GÜÇLÜ BAĞLAR Güzellikler gençliğimizde de sürdü. Bayramların sosyal hayatı tazelediğini, toplumun birlik ve beraberliğini sağlamada yapıştırıcı fonksiyonuna sahip olduğunu, bilinçli şekilde izledik ve inandık. Bırakın şahıs ve aileleri, siyasetçilerin, ağaların, şeyhlerin aralarındaki kin, nefret, düşmanlık, husumet duygularını bile sevgiye dönüştürdüğünü görüyorduk. Müslüman, Yahudi ve Hıristiyanlar arasındaki sevgi ve dostluk dünyanın başka ülkesinde olmadığı kadar derin ve sağlamdı. Bayramlar bu farklı dindaşları bile inadına ve samimiyetle kucaklaştırıyordu. Farklı kültürler barış içinde yaşayıp gidiyordu. Sevgi bağlarımız güçlüydü. Artık o bayramlar geride kaldı gibi. Kasvetli günler bayramları da olumsuz etkiliyor. Türk, Kürt, Ermeni ayrımı ağızlarımızın tadını bozuyor. Çocuklarımızın bayramları olacak mı, onlar bayramları hangi şartlarda nasıl kutlayacaklar, bilemiyoruz. Adet yerini bulsun, bayramınız kutlu olsun.
Sayfayı Yazdır - Yazıyı Arkadaşlarına Yolla
|